🇹🇷 Türkiye
16 Ağustos 2025'te Ankara'dan başlayan ilk pedallar. Anadolu'nun bereketli bozkırları, dağ geçitleri ve doğuya doğru uzanan ilk veda.
Ankara'dan Tokyo'ya uzanan 9 ülke, 11.000+ kilometre ve tek bir bisiklet. Bu yolculuk sadece mesafelerden değil; karşılaşmalardan, insanlıktan ve yavaşlamanın bilgeliğinden doğuyor.
"Pedalladıkça değişen sadece coğrafya değil. Her virajda, her gün batımında ve tanıştığın her insanda biraz daha kendine yaklaşıyorsun."
30. yaş günümde, 16 Ağustos 2025 tarihinde Ankara'dan yola çıktım. Amacım bir hız rekoru kırmak ya da ülkeleri bir liste gibi işaretlemek değildi. Bisikletin sunduğu o insani hızda; dünyayı, farklı kültürleri ve en önemlisi kendi içsel sessizliğimi tanımak istedim.
Ankara'dan başlayıp İran'ın kadim topraklarına, Hint Okyanusu'nun yeşil kıyılarına ve nihayet Uzak Doğu'nun mistik patikalarına uzanan bu yolda; kilometreler yerine samimi karşılaşmalar, ikram edilen bir bardak çay ve karşılıksız misafirperverlik biriktirdim.
Hızlı tüketim yerine her durağın kokusunu, iklimini ve rüzgârını hissederek derinleşmek.
Sınırların ötesinde insanlığın cömertliğini, şükrü ve ortak sevgi dilini ilk elden deneyimlemek.
Fiziksel yollar aşılırken zihindeki kalıpları yıkmak ve özümüzdeki yalınlığa ulaşmak.
Her biri kendine özgü coğrafyası, iklimi ve insanlarıyla bu büyük serüvenin birer mihenk taşı olan duraklar.
16 Ağustos 2025'te Ankara'dan başlayan ilk pedallar. Anadolu'nun bereketli bozkırları, dağ geçitleri ve doğuya doğru uzanan ilk veda.
Kadim Mezopotamya toprakları. Yolun ilk büyük sınır geçişi, sıcak karşılamalar ve bisiklet üzerinde yeni bir ritim.
Yol boyunca unutulmaz dostluklar, kapılarını açan aileler ve Pers coğrafyasının büyüleyici mimarisi ile uçsuz bucaksız çöl yolları.
Zümrüt yeşili çay tarlaları, tropikal muson yağmurları ve okyanus kıyısında pedal çevirmenin eşsiz huzuru.
Doğa ile fütüristik şehir mimarisinin kesiştiği modern dünya durağı. Güneydoğu Asya geçişinin kilit noktası.
Yoğun tropikal orman yolları, çok kültürlü sokaklar ve Asya'nın sıcacık gülümsemesi eşliğinde ilerleyen rotalar.
Tapınakların sessizliği, nehir kıyısı köyleri ve doğayla iç içe pedal basılan kilometreler.
Dünyanın en düzenli bisiklet yolları, nehir boyunca uzanan patikalar ve kadim geleneklerin modern teknolojiyle uyumu.
Büyük rüyanın varış noktası. Tokyo sokakları, Fuji Dağı silueti ve Ankara'dan çevrilen her pedalın anlam bulduğu kutsal kavuşma.
* Rota GPS kayıtları ve kamp noktaları Polarsteps üzerinden düzenli olarak senkronize edilir.
Nerede konakladığımı, hangi rakımlardan geçtiğimi, nehir kenarındaki çadır anlarını ve bisikletimin anlık GPS koordinatlarını Polarsteps profilimden adım adım takip edebilirsiniz.
Pedalın üzerinden bakılan ufuklar, değişen gökyüzü ve durup derin bir nefes alınan o eşsiz anlar.
"Yolun kendisi bir varış noktasıdır."
Büyütmek için tıklayın
"Her gün bambaşka bir gökyüzünün altında uyanmak."
Büyütmek için tıklayın
"Durup izlemek de yolun en kıymetli parçası."
Büyütmek için tıklayın
"Yol bitmiyor; sadece bizi dönüştürerek akmaya devam ediyor."
Büyütmek için tıklayınBisiklet çantalarında taşınan bir kamera, yolda karşılaşılan dostluklar, zorlu tırmanışlar ve Asya coğrafyasının canlı sesleri. Tüm bölümleri ve seyahat vlog'larımı YouTube kanalımda paylaşıyorum.
@burakozbekn
Resmi YouTube Kanalı
Ankara'dan Tokyo'ya giden bisiklet yolculuğunun güncel bölümlerini kaçırmamak için abone olun.
Abone OlAnkara'dan Japonya'ya Bir Bisiklet Serüveni
Bu yolculuk yalnızca pedal çevirmekten ibaret değildi. Karşılaştığım insanların hayatları, yalnızlıkta yeşeren düşünceler, korkular ve yolda öğrenilen içsel dinginlik satırlara dökülüyor.
Yolculuk notlarından derlenen bu kitap; hem bisikletle kıtaları aşmanın pratik gerçekliğini hem de bir insanın kendi özüne yaptığı içsel keşfi bir araya getirecek.
* Kitap satış sayfası ve yayınevi bağlantısı yayına girdiği an tek bir merkezden burada aktif edilecektir.
Uzun mesafeli bir bisiklet yolculuğunda beslenme, konaklama, sınırlar ve zihinsel dayanıklılığa dair en çok merak edilenler.
Bisikletimde kompakt bir gazlı kamp ocağı ve hafif tencere seti taşıyorum. Yulaf, pirinç, makarna ve yerel pazarlardan aldığım taze sebzelerle kendi yemeğimi pişiriyorum. Köylerden geçerken yerel esnafın ve halkın ikramları da sofrayı zenginleştiriyor. Su için 4-5 litrelik matara kapasitem var; ıssız dağ etaplarında filtreleme sistemleri ve güvenilir su noktalarını önceden planlıyorum.
Konaklamalarımın büyük çoğunluğu doğada çadır kampı ile geçiyor. Şehir girişlerinde benzin istasyonları, cami veya tapınak bahçeleri, itfaiye istasyonları güvenli sığınaklar oluyor. İran ve Güneydoğu Asya'da ise ailelerin sıcak misafirperverliği ve bisikletli gezgin dayanışma ağı (Warmshowers) sayesinde unutulmaz ev konaklamaları deneyimliyorum.
Rotadaki ülkelerin vize koşulları değişken: Kimi e-vize ile çevrimiçi alınıyor, kimi ise sınır kapısında veya güzergâhtaki elçiliklerden temin ediliyor. Bisikletle kara sınırından geçmek bazen ekstra kontroller gerektirse de esnek zaman yönetimi ve dürüst iletişimle süreçleri adım adım çözüyorum.
Yola çıkmadan önce temel mekanik bakımı (zincir onarımı, tel örme, fren/vites ayarı ve lastik yamama) öğrendim. Çantamda çok amaçlı alet seti, yedek iç lastikler, yedek jant telleri ve zincir baklası taşıyorum. Daha büyük yapısal arızalarda ise geçtiğim kasabalardaki yerel tamircilerden ve motosiklet ustalarından destek alıyorum.
Yalnızlık, yolda bir eksiklik değil; içsel bir sessizlik ve derinleşme fırsatına dönüşüyor. Üstelik bisiklet öyle bir araç ki, hiçbir zaman gerçekten yalnız kalmıyorsunuz. Bir tarlada durduğunuzda bir çiftçi, köy kahvesinde bir ihtiyar veya yoldan geçen bir çocukla başlayan sohbetler, insanlığın her yerde ne kadar bir olduğunu her gün hatırlatıyor.